Lagari Bilimkurgu Fankit Serisi’nden Kırılgan Şarkı (PDFli)

Fanzin Apartmanı’nın deyimiyle “Özgür bir yayın kafasının, her şeye rağmen basma inadının eseridir FANKİT hareketi.”
İşte karşınızda Lagari Fankit Serisi’nin 5. Sayısı Tuğrul Sultanzade’den Kırılgan Şarkı!
Fankit başı Mehmet Fatih Balkı’nın ufak sunuş yazısıyla başlıyor Kırılgan Şarkı. Bu fankit serisinin, bilimkurgu edebiyatının yeni sesi olmaya çalışmak yerine; onu bir adım öteye taşıma amacı güttüğünü dile getiriyor.
Gelelim Kırılgan Şarkı’ya. Uzun zamandır bu yazı üzerine düşünüyorum ve aslında uygun kelimeleri bulmak konusunda biraz zorluk çektiğimi itiraf etmeliyim. Çünkü Tuğrul Sultanzade’nin kelime hazinesi oldukça geniş ve her cümleyi defalarca okuyup iyice sindirmeye çalıştım. Tebrikler Tuğrul! Bu fankit öyle metroda, otobüste, ayaküstü okunacak türden bir fankit değil. Gerçekten bütün bildiklerinizi göz önünde bulundurmanız gerekiyor ve en önemlisi yeniliklere açık olmalısınız çünkü öğreneceğiniz çok şey var!
Mükemmel tasarlanmış bir kaosun içinde geçiyor tüm olay ve bilimkurgu çok homojen bir şekilde bu harika distopyanın içine işlenmiş. Adından da anlaşılacağı üzerine her şey müzik üzerinde dönüyor. Her şeyin kolayca hasat edildiği bir dünyada müzik maddiyata sımsıkı kenetlenmiş bir vaziyette ve karakterimiz bütün acılarını, iç çekişmelerini müzik ile bastırabiliyor. Hatta, düşünceleri öyle bir noktaya geliyor ki sessizliğin de koskoca tek bir notadan türeyen bir müzik olduğunu söylüyor. Tüm bu düşüncelerin içinde müziği kaybetmenin verdiği acı tüm damarlarına işliyor. Soyut onlarca düşünceyi ve hissi somut kavramlara çok güzel işliyor Tuğrul. Karakterimiz eski sevgilisinin oldukça etkisinde, onunla kurduğu hayallerin ortasında yapayalnız bir yalanı yaşıyor. Bir gün sahilde gezinirken bulduğu mavi yaratığı banyosundaki küvette beslemeye başlıyor ve bu yaratığın tüm acılarını, çığlıklarını içinde hissediyor. Müziğin hala ortalarda olmayışı onu oldukça tedirgin ediyor. Öyle ki kendini susuz kalmış, çatlamış nehir sahanlıklarına benzetiyor. Bu arada hafifçe işlenen bilimkurgu öğesinden-aslında şimdilerde olabilitesi oldukça yüksek olan bir olgudan da bahsetmeden geçemeyeceğim, karakterimiz üç boyutlu yazıcıdan duygu durumuna göre enstrümanlar çıkarıyor!
Öyle bir ortam hayal edin ki -gerçekliği sorgulandığı halde- insanlar sokaklarda gezinen teröristlerden delicesine korkuyor ve dışarı çıkmak oldukça tedirgin edici. İnsanlar sanat ve müzikten oldukça çekiniyor ve anladığım kadarıyla müzik yapmak bir nevi illegal. Bu tedirginlik insanları öfkeye, şiddete, intihara, cinselliğe ve üstünlük duygusuna hapsetmiş durumda. Aniden üç karakter daha beliriyor karşımızda: Neanderthal, Nonoş ve Lale. Karakterimiz her ne kadar onlardan nefret etse de kendini onlardan ayrı göremiyor. Etraftaki cansız mankenler insanın tüylerini diken diken ediyor ve içlerinden birinin bir heykele dönüşmesi oldukça olağan! Daha önce de dediğim gibi dışarı çıkmak bir nevi tehlike ama karakterimiz dışarı çıkıyor ve aklından şunlar geçiyor: “Her şey düşman görünüyor bana, her şey karşıdır yapayalnız bir adama.” Dışarı adım atmasıyla olaylar daha da karmaşıklaşıyor. Arkadaşlarıyla bir kadın vücutlarının pazarlandığı bir gece kulübüne gidiyorlar, müzik yapmak için. Eski sevgili düşüncesi aklından bir türlü çıkmıyor, “Bana kendimi değerli hissettiren tek insandı o.” Diyor hatta. Her şey karakterin zihninde ve aslında yine her şey o kulüpte başlıyor. Üç boyutlu yazıcıların ve yapay zekânın ürünü enstrümanların android kadın vücutlarıyla birleşmesi, kadın vücutlarının birer ihtişamlı müzik enstrümanına dönüşmesi ve işte tam o an müziğin harekete geçirdiği o olağanüstü kosmoz. Gittikçe yoğunlaşan duygular, ölümler, cinnet geçirmeler, intiharlar… Bu ufak dünyada yaşanan kaosun evrenle birleşimi, makro ve mikronun o muhteşem füzyonu…
Kullanılan kelimelerin ve cümlelerin seçimi, oluşturulmak istenen manzaraya öyle güzel uyum sağlamıştı ki okurken müthiş keyif duydum. Fankitin kapağı Sylvan Clownson’a ait ve aslında her şeyi özetliyor. İlerleyen sayfalarda Efe Elmastaş’tan bir kolaj karşımıza çıkıyor ve bizi atmosfere daha da çekiyor.
Diyecek daha çok söz var ama benim kullanacağım kelimeler azaldı, siz de okuyunca aynı şeyi hissedeceksiniz eminim. Tebrikler Lagari, harika bir sayı daha!
Ne demiştik,
BİLİMKURGU UMUTTUR!

FANKİT: Kırılgan Şarkı -Tuğrul Sultanzade (PDF İNDİR)

Yorum bırakın