Gösterediyeceklerimiz Var: Serzeniş Fanzin 2 (PDFli)

serzenişfanzin

 

İşitsel, görsel ya da yazınsal eserlerin arka planları; eser sahibinin toplum içerisinde tam olarak kendisini ifade edemediğini hissettiği değerler bütününden ibarettir. Bu değerler bütünü, üreten kişi tarafından bir “serzeniş” yakıştırması alabilir ve hatta onun fanzin şekline bürünmesi de ulaşabilirliği açısından önemlidir; bağımsızlığını ilan eder ve serzenişini dilediğince açığa çıkarır…

Yukarıdaki paragrafı bana yazdıran şey, Serzeniş Fanzin’in ikinci sayısını okumak oldu. Bu fanzindeki eser sahiplerinin yaptıklarını fazla alıntı yapmadan, hızlıca gözden geçirelim;

Murat KARAÇİZMALİ’nin çizimi ve cümleleriyle çerçevelenmiş bir fanzin bekliyor bizi. Çizimleri ve cümleleri, bizlere bir bekleyişi sunuyor; kendi geçerli sebebiyle birlikte. Tabii ki fanzinin ilerleyen sayfalarında eserlerini görmeye devam edeceğiz ve seçtiği çizim tarzı, bir şekilde kendisini tema hâline getirmeyi başarmış. Bu tematik çizimlerin yanı sıra, Merve ÖZPÜRÇÜKLÜ’nün çizimleri de bizlere serzenişin renklendirilmesini gösterecek, buz kesilecek ruhları sıcak gerçekçiliğe yönlendirecek. Aylin Erdem ve Aysun METİN ise çizimleriyle bizi biraz durup düşünmeye sevk edecek. Metinleri destekleyen enfes çizimlerle birlikte bulunan Nihan KARADENİZ’i de ayrıca tebrik etmek gerek. Sayfaları tekrar tekrar dolaştıracak türden bir görsel şölen bizleri bekliyor, diyebilirim.

Fanzinin görsel eserlerini anlatıp bitirdik mi? Hayır. Bir çizim karakterini tanıtan Gülsün BUDULGAN’ı, karakterini analiz ederken görüyoruz. Bu yazı tarzını genelde görmediğimi ve sergilerde çizer kişinin dilinden dökülenlerin samimi bir şekilde yazı hâline getirilip sunulduğunu söyleyebilirim.

Ardından Mihail Yuriyeviç LERMONTOV, şiiri ile anksiyete türlerinden bir tanesine değinmiş. Onu takip eden yazıda Merve GÖÇER’in işitsel eserlerin hangi sebeplerle nasıl yön aldıklarını açıkladığını görüyoruz. Buğrahan BUL ise tüyleri diken diken edecek türden bir serzenişle karşımıza çıkıyor, yazının son kısmı bize aslında “Bazı şeylere çok geçmeden dur, demeliyiz.” mesajını veriyor,  bu bazı şeyler ise sadece ele alınan konu değil, aynı zamanda bu haksızlıkların tüm türevleri. Bu serzenişi, anekdotlarıyla süslenen anlamlı bir kolaj takip ediyor. Özgür ELMAS ise duyguların hesaplanamayacağı ve bunun üzerine “şaşkınlık”ın uyanışının mümkün olduğunu gösteren hikâyesiyle geliyor. Engin Deniz ATLI’nın şiiri de bu şaşkınlık meselesinin içerisine uzaktan dâhil olmuş, meselenin başka bir köşesinden sesleniyor bize. Ferdi YILMAZ ise bu şaşkınlık meselesinden çıkmış ve şiirini şükrana daldırmış şekilde geliyor karşımıza. Buğrahan BUL, karşımıza tekrar geldiğinde, ikinci bir sağlam serzenişi, toplum ve kadın birey arasındaki anlaşılmaz diyalektiği sunuyor; “Artık bir dur, demeliyiz.”i gösteriyor. Merve ÖZPÜRÇÜKLÜ ise bu sefer bir yazınsal eserle geliyor ve ayrılık meselesinin boş olduğunu, fırsatların bulunabileceğini sunuyor. Ve son olarak da arif çağlar için yazılmış bir şiir karşılıyor bizi, Ece AYHAN’ın kaleminden.

Tüm bunlar karışık bir hâle büründü mü sanıyorsunuz? Pek değil. Tek oturuşta, su gibi akıp giden, kendini tekrar tekrar incelettiren bir yapısı var Serzeniş Fanzin’in. Eğer yazım kurallarına çok takılmıyorsanız, rahatça okuyabileceğiniz bir gidişatı var.

Fanzin yürüyor!

 

FANZİN: Serzeniş Fanzin Sayı 2 (PDF İNDİR)

 

Daha fazlası Serkan Üstündağ

Yengeç Fanzin Röportajı

  Hep iş, hep mi stres? Değil. Bu kadar sığ bir yaşantımızın...
Devamı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir