Zıkkım Altın Edisyonla Kaldığı Yerden Devam Ediyor (PDFli)

 

Zıkkım ile yakın zamanda tanıştım. Altın Edisyon ismiyle çıkardıkları sayıyı okuyunca bahsi geçen hikaye ilgimi çekti diyebilirim. Aslında kendileri hakkında pek bir bilgi bulamadım ve bu bağlamda kendileriyle bir röportaj yapmayı uygun gördüm. Okul yıllarında başlayan bir fanzin yoldaşlığını bugün tekrardan canlandırma isteğindeler. PDF olarak eklediğim sayıları da bunun ilk işareti. Şimdi izninizle röportaja geçelim.

 

Zıkkım Altın Edisyon’un önsözü tadındaki giriş yazısında da bahsetmişsiniz fakat ben gene geniş bir anlatı beklentisiyle sormak istiyorum. Zıkkım nereden ve nasıl bir araya geldi? Bu yayını oluştururken beklentiniz neydi?

Memleketin ücra bir köşesinde, kısıtlı vizyona ve imkana sahip birkaç lise öğrencisinin üretme hevesinden ortaya çıkmıştı Zıkkım. Oluşturulmaya çalışılan gençlik modelinin aksine; toplumsal olaylara karşı ilgisiz, sanat ve bilimden uzak bir yapılanmamız yoktu. Elbette ki çok bilgili gençler değildik, fakat hep öğrenmeyi arzulardık. Bu süreçte de eleştirel düşünme ve bu düşünceyi yazıya aktarma fikri bize zevk vermeye başladı. Bu sebeplerce; gelecek yıllarımıza birkaç anı bırakmak adına Zıkkım’ı oluşturmaya karar verdik. Beklentimiz de sadece anı bırakmaktı aslında, mezun olduktan sonra Zıkkım’ı hatırlayacak insanların olmasını arzulardık hep. Hayatı yalnız okula gelip test çözmekten ibaret olan, bilinçli yozlaşmaya maruz bırakılmış yüzlerce genç arasından; henüz fikirleri köreltilememiş, hala bu fikirleri yaymak çabasına olan gençler var demek istedik hep. Seneler sonra da hatırlansın istedik. Yalnız; kişi olarak değil, Zıkkım olarak hatırlanmak istedik. Elbette ki aradan seneler geçse de, kuvvetle muhtemel bizden başka hatırlayan yoktur. Ama işte, bunların hepsi birer anı.

Bizlere o zamanki basım yayım sürecinizden bahseder misiniz? Kaç sayı çıktı, nasıl bir basım yolu izlendi? Bulunduğunuz çevrede nasıl geri dönüşler aldınız?

Asla planlı hareket edebilen insanlar olmamamıza rağmen, Zıkkım’ı çok periyodik bir biçimde basmayı başardık seneler boyunca. Öncesinde kendimize konular seçer, hızlıca yazardık. Yaz aşaması bittikten sonra düzenlemesi yapılır, fotokopi odasının boşalması beklenirdi. Çünkü orada basmak bedavaydı, yakalanmadıkça. Üniversiteye başlayana kadar devam ettik. Sanırım yirmi sayıya yakın çıkarmışızdır. Aldığımız geri dönüşler, bizim için en büyük motivasyon kaynağıydı. Uzun bir süre hiç geri dönüş almadık, böyle olunca da hırs yaptık hep. Sonradan fark ettik ki Zıkkım aslında geri dönüş alıyormuş, sadece anonim bir şekilde dağıttığımız için geri dönüşler bize ulaşmıyormuş. Sayfaları birleştirmek uğruna ucuz zımba aradığımız dönemden, birtakım siyasi partilerden mail aldığımız bir döneme geçince; “biz kurumsallaştık sanırım” diyerek tadımızı kaçırdık biraz. Sonrasında da mezun olduk zaten.

 

Merak ettiğim durumlardan biri de, tahmini 4 sene sonra tekrar böyle bir çaba içerisine giriştiniz ve geçmiş yazılardan derlediğiniz bir sayıyla sahaya indiniz. Bu süre içerisinde ne değişti, sizi hangi durum veya neden bu yayını çıkartmaya yöneltti? Üretimlerinizden ve Zıkkım’da yer alacak içeriklerinizden bize biraz bahseder misiniz?

Öncelikle bu süre içerisinde büyüdük. Çok farklı alanlara yöneldik ve bu alanlarda eğitim alıyoruz. Hâlâ çok bilgili gençler değiliz; ama piyasadaki çok fahiş fiyatlı, içi bomboş dergilerin yarattığı sıkıntıları görebilecek kadar bilgimiz var. Fikri mülkiyeti tartışmaya başlamamız gereken yıllara geldik artık, sosyal medya fenomenlerini yazar diye iteliyoruz oysa ki biz. Gerçi sahiden yazar diye andığımız insanlar da bir anda “eril fail” oluveriyor. Yayınevleri desen kâr payının peşinde haliyle. Eh, biz de tekerlerine çomak sokmak için ne gerekirse yapacağız. Kendi özgürlüğünü savunan arkadaşlarımız yaka paça alıkonulurken, tozpembe edebiyat ile gözleri kör edip para kazanan insanlara inat; üreteceğiz, yayacağız, kolektif bir biçimde paylaşacağız. Çünkü bize göre insanın topluma karşı görevlerinden birisi de budur; toplum adına üretmek mecburiyetindeyiz hepimiz. Söyleyecek bir sözümüz, paylaşacak bir fikrimiz var ise bunu alıkoyamayız kimseden. Okunmaz ise o bizim bileceğimiz iş değil. Biz vazifemizi yaptık deriz.

 

Sizler de bilirsiniz ki, günümüz dünyasında bilinen manada dergi ve fanzin farklı anlamlar taşımakta. Fanzin özgür ve özgün bir yayın olma gayesiyle kâr meydana getirebilecek her türlü satış ve pazarlama çabasından uzak dururken dergi için böyle bir durum söz konusu değil. Bu soruyu soruyorum çünkü Altın Edisyon her iki türe karşılık gelecek işaretler taşıyor. Zıkkım kendini nasıl tanımlıyor ve ne yapmak istiyor? Fanzin dergi olma yolunda sizler için bir basamak mı?

Olur da bir gün Zıkkım’ı market reyonlarında görürsek, bir şekilde korsan basılması için en önde biz koştururuz. Zıkkım, imkânı olan her mecrada bulunabilmek istiyor. Ama bu isteğe rağmen çiğneyemeyeceği kuralları var. Ne kişisel ün isteğimiz var ne de maddiyat. Zaten vermezler bize bunları kolay kolay. İşin içinde bir kâr var ise, yani biri bir şeyler kazandı ise; bir başkası kaybetmiştir gözüyle yaklaşıyoruz biz. Yazıyoruz, çiziyoruz, çeviri yapıyoruz; bunlar emek gerektirmeyen işler değil elbet. Ancak, bize gelene kadar, bir şeyler kazanması gereken birçok insan var. Keşke orijinal haliyle Tutunamayanlar’ı aldığımızda, Oğuz Atay’ın mezarı deniz manzarasına taşınsa. Lakin öyle olmuyor.

 

Altın Edisyon sonrası asıl devam edeceksiniz, ilerleyen sayılarda Zıkkım’da neler göreceğiz? Kendinizi bir kolektif olarak tarif edişinizin arkasında başka tür aksiyonlar var mı? Kısaca Zıkkım’ın güzergâhı nedir?

Biz Zıkkım ismini çok seviyoruz. İleride manav açsak dahi ismini Zıkkım koymayı planlıyoruz, o yüzden kolektif dedik. İki seçenek var önümüzde, karar veremedik henüz: Bir internet sitesi açıp güncel bir biçimde girdi yapabiliriz veya pdf formatıyla bir şekilde devam edebiliriz. Artıları ile eksilerini değerlendirmeye çalışıyoruz şu an. Bir internet sitesinde yazıları okuyordum, bir yazının başlığı hemen hemen “Foucault bir filozof mudur?” gibi bir şeydi. Kesin olan tek şey, böyle boş içeriklerimiz olmayacak. Yazı yazmak için yazmayacağız biz. Bu arada cevap verelim, evet filozoftur.

Bu güzel röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak bizlere ve fanzin okurlarına söylemek istedikleriniz nelerdir?

Öncelikle, oluşturduğunuz platform için minnetlerimizi sunuyoruz. Böyle bir çalışmanın olduğunu öğrenmemiz, umutlarımızı yeşertmişti zamanında. Fanzin okuyucularına da bu yazı ile birlikte merhaba demiş olalım. Biz vardık uzun zamandır, ama interneti yeni öğrendik. “Kaç para ulan bi’ fikir” mottosu ile başladığımız yolda ağır ağır ilerlemeye devam edeceğiz. Zıkkım özelinde ve dışında; ırkçılığa, homofobiye, nefrete ve sömürüye karşı savaşacağız. Bu yolda en ufak bir adım atan herkese selam olsun.

 

FANZİN: Zıkkım Altın Edisyon (PDF İNDİR)

Tags from the story
, , , , ,
Daha fazlası Efe Elmastaş

Ben Buradayım Demek: “Kendisi Bir Çiçek”

  Fanzin Apartmanı sitesi kurulduğundan bu yana farklı ve güzel bulduğumuz işleri,...
Devamı