Günümüz Fanzinlerinin Geldiği Nokta

 

Zor bir dönemden geçiyoruz. Biliyorum, bu günlerde çevrenizdeki herkesten aynı cümleleri duyuyorsunuzdur. Birinci derece elimizde olmayan nedenlerden dolayı hem hayatlarımız, hem de üretim imkânlarımız süreçlerden etkileniyor. İşin final noktasında ise üretici kişi bir yerde takılıp yoruluyor ve istemsiz olarak başka alanlara savruluyor. Şimdi gelelim bu sürece nasıl geldiğimize.

Pandemi öncesinde fanzin alanında bir değişimin baş gösterdiğini öncelikle bir yere koymak yerinde olacaktır. Kimi fanzin üreticileri dönüşüm sürecine girerek kendi yayınevciklerini kurmaya ve bunu da çeşitli söylemlerle pazarlama çabasına giriştiler. Başarılı olmadıkları noktada karşıtlıklar üzerinden dikkat çekmeye çalıştılar. Bazıları olayı “kitaplarımız yayınevlerinden basılabiliyorsa fanzin çıkarmaya ne gerek var” noktasına kadar getirdi.  Pandemi sürecini de içini alan bir fikri ayrım süreci genel mecrada tartışmaya açılarak bazı ayrılıklara sebep olsa da kültürel havuza katkısı olduğu açıktır.

Bugün geldiğimiz süreçte ise farklı bir durum yaşanmakta. Evet, fanzin üretimine ve yayıncılığına dair her zaman zorluklar vardı. Basım, dağıtım maliyetleri sorun teşkil eden konuların başında geliyordu. Fanzin, kâr amacının güdülmediği bir yayın olması sebebiyle de süreklilik açısından çeşitli yorgunlukların gözlendiği bir alan olduğu açıktı ama bugün başa çıkılamaz bir hal aldığını göstereceğim.

 

Maliyetlerdeki yükseliş

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre 2021 yılında en yüksek fiyat artışı % 168 ile selülozik kâğıtlarda gerçekleşti. Mesela ortalama bir 80 gramlık A4 kâğıdı, 2020 yılında 20 TL, 2021 yılında 54 TL, bugün ise 90 liraya kadar yükseldi. Yılsonuna kadar bu rakam ne olacak belli değil. Ülkemizde kâğıt fabrikaları olsa da selüloz maddesi tarafında tamamen dışa bağımlıyız. İthalat gerçekleştirdiğimiz iki ülke Ukrayna ve Rusya olunca üretip maliyet düşürme senaryosu da hayal oldu. Her ne kadar emtia fiyatlarına bağlı olarak kâğıt ve selüloz kısmında düşüşler yaşansa da Türk Lirası’nın değer kaybı aradaki farkı kapatıyor. Bu süreçte dost, düşman üretimlerine devam eden herkesi tebrik ederim.

Elbet TL’nin değer kaybı toner fiyatlarını ve kargo maliyetlerinde aşırı artışlara neden olsa da geldiğimiz noktada fanzin üreticileri, yazanlarının alandan çekilmesinin asıl nedeni kendilerine yönelen meraklı gözlerin azlığı.

 

Fanzinin motivasyonu okurdur

Öyle bir iş yaptığınızı düşünün ki, insanların bunu görüp beğenmesinden, sizlere duygularını bir şekilde dile getirmesinden başka bir beklentiniz yok. Sadece iyi dilekler de değil, size yönelttikleri eleştirileri bile bir değer olarak kabul ettiğiniz, “ya en azından alıp okumuş” dediğiniz bir durumda olduğunuzu düşünün. İşte bu motivasyonda olan birinin okuruna ulaşmada engel tanımayacağını az çok tahmin edersiniz. Benim gözlemlerime göre ortada muhatabını bulamayan, okuruyla kontak kuramayan bir üretici sorunu var. Ortaya konan üretimlere karşı genel kayıtsızlık hali fanzinleri sessizleştiriyor ve gelinen noktada insanların bu alandan yavaş yavaş elini çekmesi sonucunu doğuruyor. Üretici, bir ifade alanı olarak fanzin üreticiliği kimliğinden sıyrılarak başka alanlarda varlık savaşına giriyor.

Elbet işin okur tarafında da fanzinlere bir karşıtlık söz konusu değil. İnsanların bu mecraya bakmamasının ekonomik, sosyolojik birçok yönü olduğunu kanısındayım. Gülten Akın’dan bir alıntının olayı özetler nitelikte olduğu düşünüyorum.

Ah, kimselerin vakti yok

Durup ince şeyleri anlamaya

 

Dijital imkânlar bir alternatif olamıyor mu?

Şunu itiraf etmek gerekir ki, insan alışkanlıklarının değişimi teknolojik dönüşümler kadar hızlı olamıyor. Birçok kişi hâlâ daha okuma sürecini kâğıtla özleştirmiş durumda. Bu sebeple PDF okunması pek yaygın değil. Yüz yüze konuştuğum kişiler de benzer şeyleri ifade ediyor ve PDF üzerinden okuma gerçekleştiremediklerini kısık sesle itiraf ediyorlar.

Fanzin söz konusu olduğunda paylaşımları hatırı sayılır zamandır PDF üzerinden ilerlemekte. Özellikle kargo maliyetlerinin artışı, pandemi süreci fanzinin fiziksel dolaşımına hayli etkisi olduğunu söylemeliyim. Bu sebeple Fanzin Apartmanı öncülüğünde ortaya konan  #sanaenyakınfanzin etkinliği de PDF ve fanzin dağıtımı arasındaki uyuşmazlığa bir alternatif olarak ortaya çıkmıştı. O zaman için de hatırı sayılır geri dönüşler almıştık.

Ama alt başlığımızdaki soruya aydınlatması amacıyla sizlerle bir veriyi paylaşmak istiyorum. Turkcell’in 2017 yılında piyasaya sürmüş olduğu Dergilik uygulaması dijital ortamda dergi, makale ve podcast ürünlerine erişme imkânı sağlıyor. Yani ekrandan dergi okuma alışkanlıklarına dair veri verebilecek bir uygulama. Aralık 2020 tarihinde çıkan bir habere göre Dergilik aynı yıl içinde 60 milyon yayın okunma sayısına ulaşmış. Pandemi koşullarını göz önünde bulundursak bile iyi bir sayı fakat şirket veri akışı konusunda pek de saydam değil. Burada önemli olan veri tabii ki ortalama okunma süreleri ve bu konu hakkında herhangi bir açıklama yok.

Fanzin bitiyor mu?

Bana kalırsa bu sorunun cevabı HAYIR ama bir dönüşümün yaşanması kaçınılmaz. Hatırlayalım, ülkemizde, dünyada 2000 yılı sonrası başlayan internet çağı fanzinlerden kişisel bloglara kayış olarak kendini göstermişti ve bu süreçte birçok fanzin web sitelerine devrolmuştu. Daha sonrasında çoğu sönümlenerek yaşam eğrilerini sonlandırdı. Özellikle ülkemizde 2010 sonrası yaşanan fanzin patlaması, okur ve üretici ilgisi özgür yayıncılık girişimlerini arttırdı. Bana kalırsa benzer bir dönüşüm için çizelgenin dip noktasındayız. Bundan sonrasında gelecek her adım tırmanışın öncüsü niteliğinde olacaktır.

Fanzin olgu olarak da bir dönüşüme uğrayacaktır. Zaman içerisinde Amerika ve Avrupa’daki benzerleri gibi hayran yayıncılığından ziyade daha çok sanat nesnesi halini almış, daha az sayıda basılan, ücretli ve onu satın alan okurun doğrudan eline ulaştığı bir yapıya oturacaktır diye tahmin ediyorum. Özellikle ABD’deki kişiselleşmiş fanzin (zin) algısına daha çok yakınlaşarak daha küçük, özel alanlara hitap edebileceğini düşünmekteyim. Piyasa terimi üzerinden ifade etmek gerekirse Niche Marketing yapısının alana daha fazla yayılması ve beraberinde yayınevciklerin fanzin taklidi yaparak, etik değerlere ait sloganları kullanarak kendilerine pazar yaratması söz konusu olacaktır. Elbet bu kültür üzerine çeşitli çatışmaları da beraberinde getirecektir ve benzer çekişmeler bugün de batı kültüründe mevcuttur. Buna karşın fotokopi dergi mantığında ezbere işler ortaya koyanlar ise süreç içerisinde elenecektir. Büyüyemeyen yapı küçülür. Bunu belirleyecek olansa meraklı gözlerin çevrildiği mecralardır.

Fanzin Apartmanı’nda fanzin üreticileriyle ve sevenleriyle gidebildiğimiz noktaya kadar yolumuza devam edeceğiz. Maliyetler sebebiyle raf beslemesi yapamadığımız (belki de bundan sonra yapamayacağımız) bir dönemden geçiyoruz. Buna karşın web sitesi işlerliğini sürdürecek, blok yazılarımız ve paylaşımlarımız site üzerinden devam edecek. Bize katılmak isteyen, fanzinler üzerine yazılar yazacak arkadaşlara kapımız açıktır. Başvuru için sizleri bekleriz.

Yorum bırakın